İslâmî ilimler ve İslâm kültürünün öne çıkarılması, geleneğin köklerini keşfetmek, geleceğin ufuklarını görmek, geçmişten günümüze taşınan problemleri ve gelecekte problem olabilecek ihtimalleri teşhis ederek bunların İslâm’ın bilgi birikimi ve bu bilgiyi sistemli bir hale getiren usul ve esaslarını dikkate alarak, ilmî prensipler ışığında incelenmesini, tartışılmasını, değerlendirilmesini yapmak ve bunların akademik platformda canlı tutulmasını sağlamaktır.
***
İslam coğrafyasının Avrupalı Devletler tarafından işgaliyle başlayan süreçte, yüzyıllar boyunca Müslümanlar tarafından geliştirilmiş olan ilim, medeniyet, akıl ve vicdan alanlarındaki bilgi birikimi görünmez kılınarak sadece Batılı ülkelerin öne çıkarıldığı yeni bir tarih yazımı ortaya atıldı. Sömürgeleştirme faaliyetlerinin yoğun bir şekilde sürdürüldüğü alanların en başında gelen eğitim, bu ve benzeri çarpıtılmış bilgileri insanlara kabul ettirmenin bir aracı olarak kullanıldı. Bu durum, Müslümanların inançlarından, dini yaşayışlarından, ahlak anlayışlarından ve en kıymetli değerlerinden kısmen veya tamamıyla vazgeçmeleri yanında kendilerine ait her şeye karşı yabancılık hissetmelerine sebebiyet verdi. Bu da İslâm toplumlarında çok farklı düşünce ve hedeflere sahip insanların ortaya çıkmasına sebep oldu. Nitekim bazılarının hedefi, geçmişi yok sayarak ve güçlüyü taklit ederek yeni bir yol çizmektir. Ancak bunların gerek birikimlerinin ve gerekse öne çıkardıkları konuların ne kadar faydalı olduğu tartışma konusudur. Diğer grup, geçmişe çekilmiş, onu canlandırmaya çalışan ve çağın gerçeklerinden habersiz yaşayan bir zümredir. Başka bir grup ise kültürel özgünlüğü, ilmî inceliği anlamaktan uzak, zorlama ve yapmacıklıkla İslam’ı ve modernliği uzlaştırmayı hedeflemektedir. İşte bu karışık çabalar içerisinde İslâm toplumlarının, kültürel mirası ve medeniyet temelleri ile yapıcı ve kurucu bağlarını ve iletişimlerini kaybettiklerini söylemek abartı olmayacaktır. Diğer taraftan günümüzde, kapitalist/sömürgeci anlayışın dünyaya hakimiyet kurması anlamına gelen küreselleşme gerçeğinin dayattığı basmakalıp krizinden kurtulmak için karşılaştığımız hadiseleri, özgün bir bakış açısıyla yorumlamak gerekmektedir. İnancımız odur ki, bilimsel eleştiri, karşılıklı fikir alışverişi ve anlayışla, pek çok engel aşılacaktır. Buna göre bu dergi projesinin, İslam’ın kendi dinamiklerinden beslenerek tezahür ettirdiği özgünlüğü yine kendi öz dinamiklerine halel getirmeyecek şekilde çağdaş bilgi ve imkanlarla birleştirerek, farkındalık oluşturulması ve köklü İslâm medeniyetinin ilmî, kültürel ve toplumsal kimliğinin yeniden tesis edilmesine katkıda bulunmasını ümit etmekteyiz. Bu sadette Mecelletü Külliyyeti’l-‘Ulûmi’l-İslâmiyye dergisi, farklı görüşlere açık olmayı ihmal etmeden, özgünlüğü pekiştirerek, İslâm toplumlarının şanlı geçmişlerine yakışır bir gelecek inşa etmek için sabiteler ile değişkenler arasındaki sınırları belirleyecektir.
***
İslâm’a dair ilmî hakikatler ve İslam ilimlerin kapsadığı alanlar, insanî değerler ve ahlakî prensipler hakkıyla idrak edilmediği zaman, zihnî ve fikrî sapmalar, aşırı davranış ve tutumlar, radikal ve marjinal akımların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bu da İslâm’ın özgünlüğüne zarar vermekte, Müslüman toplumları, kendi öz benliklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Nitelikli ve objektif ilmî çalışmalar ise bu tehlikeler karşısında, ayağı yere sağlam basan, aklı başında bir duruş sergilediği gibi İslâm’ın doğru bir şekilde anlaşılmasında güvenilir mecraları teşkil etmektedir. Dolayısıyla Mecelletü Külliyyeti’l-‘Ulûmi’l-İslâmiyye Dergisi, İslâm toplumlarına ve uluslararası kamuoyuna karşı önemli bir sorumluluğu yerine getirmek için yayın dünyasında yer almıştır. Özellikle de Batı medeniyet ve yaşantısının kitle iletişim araçları yoluyla yaygınlaştığı günümüzde, İslâmî değer ve hakikatlerin yeniden doğru bir şekilde anlaşılmasını, İslâm’ın insana atfettiği kıymetin açığa çıkarılıp, uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla dergimizin yayınlanması kültürel bir lüks değil aksine çok zaruri bir ihtiyaçtır.